Güneş Yakartepe Kimdir, Sözlük ve Piyano
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Arama Sonuçları: osmanli


  • Sultan , Kadın ve Gayrimüslim Musikişinastlar

    Kadın Bestekarlar Türk ve Osmanlı  Müzisyen Kadınları

    Sultan , Kadın ve Gayrimüslim Musikişinastlar -3-

     

    Sevgili dostlarım, günümüz toplumunda bile kadın olmak çok zorken, onları sadece ev kadını ya da anne olarak görmek isteyen zorlamalara rağmen , geçmişten bu güne kadar; O nları, hem kadın, hem anne, hem eş, hem ev hanımı hem de üstün yetenekleri olan bestekâr hanımlar olarak görüyoruz . 

    O kadın yeri gelmiş sevmiş en dokunaklı şiirleri yazmış , yeri gelmiş erkek baskısı , töre baskısı , hatta Osmanlı Döneminde bütün bu baskıların en ağırlarını görmüş, tüm bu ağır yüklere rağmen, bir çoğu, erkeklerin yazdığı güftelere besteler yapmış . Sizlere; elini , yüreğini , hislerini bu şekilde ortaya dökebilmiş bir avuç bestekâr hanımdan bahsetmek istiyorum . Kendilerini bu vesile ile saygı ile anıyor ve tarihe yolculuğumuza başlıyoruz . 


    Osmanlı da hem sanatçı olup hem de sanata en çok değer veren padişahımız III. Selim dir. ( 1761 – 1808 ) Osmanlı Sarayında , müzik eğitimi için erkekler Enderun un meşkhanesinde , kadınlar da Harem-i Hümayunda ya da saray dışındaki konaklarda , müzik hocalarından ders alırlarmış . Kadınlar için müzik eğitimi aldıkları meşkhane , onlara adeta bir konservatuar ortamı yaratmıştır . Burada çok değerli sanatçılar hocalık yapmıştır . Aynı şekilde haremdeki cariyeler de bu çok değerli hocalardan dersler almıştır . Sarayda ; kadınlar , günlük hayatın bir parçası olarak çalışmalarının yanında , sazende ve bestekâr olarak olarak da haremdeki görevlerine devam etmişler hatta hocalık düzeyine dahi çıkmışlardır . Sazendeler genellikle kalfalık payesine yükselmişler ve sarayın diğer hizmetlerinde çalışmışlardır . Bunlara ‘ Sazende Kalfalar ‘ ve bunların başlarına da ‘ Baş Sazende ‘ veya ‘ Sazende Başı ‘ denmiştir . Haklarında çok fazla detay bilemesek de , bestekar olarak tespit edilebilen en önemli isim , III. Selim ‘ in de hocası olan Dilhayat Kalfa dır . 

    Dilhayat Kalfa : ( 1710 – 1780 )19. yy da yaşamış olup da , eserleri bilenen ve çalıp söylenen tek kadın bestecimiz dir.III. Selim zamanında haremin en önemli bestecisi ve icracısıdır . Sarayda yetişmiş ve ‘ Kalfa ‘ rütbesini kazanacak görevlerde bulunmuştur . Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir . Aynı zaman da tanbur çalan Dilhayat Kalfa ‘nın Evcârâ makamındaki peşrev ,büzürk peşrev ve saz semaisi en meşhur eserleridir . Ayrıca 18.yy güfte mecmualarından olan Hekimbaşı Mecmuasında ‘ Dilhayat‘ adına kayıtlı 15 kadar eser tespit edilmiştir.Evc makamındaki ‘ Çok mu figânım ol gül-i zibahıram için ‘ isimli eseri de bilinmektedir. 

    19.yy dan itibaren Osmanlı Sarayı Kültürel açıdan batının etkisinde kalmaya başlamış ve bu etki müziğe de büyük ölçüde yansımıştır . Saraya ilk pianonun girmesi , hem Sultan kızlarının hem de cariyelerin piano dersi alması yine 19. yy da Sultan Abdülmecit zamanında başlamıştır . Bu dönemin ise en önemli bestecisi , icracısı ve edebiyatçılarından biri de Leyla Saz hanımdır . 

    Leyla Saz hanım 

    Leyla Saz Hanım :( 1845 – 1936 ) Sarayda ilk piano derslerini alanlardandır . Çocukluğu tamamen sarayda geçmiştir . Fransızca , Rumca , Arapça ve Farsça öğrenmiştir . Hatta kendisi padişah tarafından musikide yaptığı çalışmalarından dolayı ‘ Nişan a layık görülmüştür . Döneminin en önemli bestekâr ve hocalarından , önce , Batı Musikisi daha sonra Türk Musikisi dersleri ile , matmazel Romano danpiano dersleri almıştır . 16 yaşından itibaren de şiir yazmaya başlayan Leyla Saz hanım , zamanında , gazetelere de şiirler yazmıştır . 200 e yakın bestesinin olduğu bilinmekte , fakat Bostancı daki köşkü İstanbul un işgali yıllarında yandığından ,şiirlerinin çoğunun ve hatıra defterinin de bu dönemde yandığı da bilinmektedir. 

    Aşağıdaki güftenin , bestesi kendine ait olmasa da sözleri müthiş : 
    Seni sevdâ çiçeğim , tâc-ı serim , 
    Bilemezsin ne kadar çok severim , 
    Bunu her gün sorarım , 
    Söyle , kalbinde benim var mı yerim ? . 

    Sevgili dostlar , sarayda olsun evde olsun , kadınlar , kendi eğlencelerini kendileri yaratmak zorunda kalmışlardır . Saray çevresinde gerek beste , gerek güfte , gerek saz yönüyle musikimizde önemli yerleri olan isimleri anmaya devam ediyoruz . 

    Faize Engin hanım 

    Faize Engin : ( 1894 – 1954 ) Özel öğrenim görmüştür . Çok küçük yaşlarında Tanburi Cemil Beyden tanbur ve musiki dersleri almıştır . Darulhenan ‘da ve musiki derneklerinde tanbur öğretmenliği yapmıştır .Musiki kültürü çok zengin olan Faize hanım , eşi Ruhi beyin teşviki ile bestekârlığa başlamış ve çok önemli eserler bırakmıştır . 

    İlk bestesi şeddiaraban makamındaki ‘ Badei vuslat içilsin kâse-i fâğfurdan ‘ dır . Nikriz makamındaki ‘ Gönül ne için ateşlere yansın ‘ , acemaşiran makamındaki ‘ Kime halim diyeyim , kime rüsva olayım ‘ ve hicazkar makamındaki ‘ Severim her güzeli senden eserdir diyerek ‘ isimli besteleri en tanınmış eserleridir . 

    Nimet Hanım : ( …../…..) Hemen hemen hepimizin bildiği ve hepimize tanıdık olan ‘ Altın tasta gül kuruttum ‘ isimli şarkının bestecisidir . 

    Neveser Kökdeş 

    Neveser Kökdeş : ( 1904 – 1962 ) : İlk dünya güzelimiz Keriman Halis Ece nin halası olan Neveser Kökdeş , 12 yaşında beste yapmaya başlamıştır . Aynı zamanda çok iyi gitar , piano ve tanburçalarmş . Bir süre İstanbul Radyosunda tanbur çalmış ve operet bestecisi olan abisi Muhlis Sebahattin Ezgi nin eserlerinin bazılarını taş plaklara okumuştur . Genellikle tango , vals , operet ve şarkı formlarında eserler bestelemiştir . Kendisine Tango Şarkıları Kraliçesi ünvanı verilmiştir . 500 ile 1000 arsında bestesinin olduğu bilindiği halde , vasiyeti üzerine , ölürken tüm besteleri yakılmış bu nedenle bugünlere yaklaşık 100 tanesinin notaları bugüne ulaşabilmiştir . En bilinen eserleri ‘ Ruhumda neşe hayale daldım ‘ , Gül olsam ya sümbül olsam ‘ , ‘ Canandan uzak kaldım ‘ , Gül dalında öten bülbül olsam dır . 

    Vecihe Daryal 


    Vecihe Daryal : ( 1908 – 1970 ) Dârulelhan da musiki eğitimi görmüştür . İstanbul ve Ankara radyolarında görev yapmıştır . Sanat hayatının ilk konserini 1926 yılında Dârulelhan ın Şark Musiki Şubesi adına , Beyoğlu nda Unyon Farnsez salonunda vermiş ayrıca Bağdat ve Lefkoşe de de konserler vermiştir . Türkiye nin ilk radyo kuruluşu olan Türk Telsiz Telefon A.Ş adı altında kurulan radyoda Mesud Cemil , Ruşen Kam gibi üstâdlarla birlikte kanuni olarak çalışmıştır . Daaha sonra Ankara Radyosuna geçmiş aynı zaman da da İstanbul Belediyesi Konservatuarı Türk Musikisi İcra Heyetine girmiştir . 

    Semahat Özdenses 

    Semahat Özdenses : ( 1913 – 2008 ) 1940 yılında beste yapmaya başlamıştır . ‘ Akşam oldu hüzünlendim ben yine ‘ , Her mevsim içimden gelir geçersin ‘ , ‘ Dün gece mehtaba daldım ‘ isimli şarkıları ile adını altın harflerle tarihe yazmıştır . TRT Repertuarında 35 kadar bestesinin olduğu bilinmekte ve bu besteler gönül telimizi titretmeye devam etmektedir . İlk kez ‘ Beklerim her gün bu sahillerde isimli şarkıyı plağa okumuştur . 

    Melahat Pars 

    Melahat Pars : ( 1918 - 2005 ) Türk Musikisine pek çok sanatçı yetiştirmiştir .1944 yılında Ankara Radyosuna girmiştir . İlk bestesi 1948 yılında , hüzzam makamında yaptığı ‘ Avare gönül yine sensiz hicrana daldı ‘ adlı şarkıdır . Ankara dan ayrılıp İstanbul a yerleşmesinden sonra İstanbul Radyosunun Türk Musikisi yayınlarına katılmıştır . Bu dönemde de musikiseverlerin dilinde olan ‘ Gümüş tellerle örsem saçının her telini , kimse alamaz benden kalbimdeki yerini ‘ isimli adlı güfteyi kürdilihicazkar makamında bestelemiştir. Ama en bilinen bestesi ‘ Ben gamlı hazan , sense bahar , dinle de vazgeç ‘ isimli şarkıdır . 

    Gördüğümüz gibi kadınlarımız her zamanda müziğin içinde yer almış , musiki alanında önemli çalışmalara imza atmıştır . Sarayda musiki hiç eksik olmamıştır . Musikiye özellikle destek veren padişahlar sayesinde canlılık göstermiştir . Fakat bazı padişahların da musikiden hoşlanmamaları neticesinde müzik hareketlerinde dönem dönem duraksamalar olmuştur . Bu dönemlerde dahi saray dışında musiki çalışmaları duraksamadan devam etmiştir . Harem terbiyesi ile alınan eğitimler neticesinde önemli bestekârlar yetişmiştir . Doğum ve ölüm tarihleri dahi bilinmeyen daha nice kadın bestekârımız bulunmaktadır . 

    Haklarında detaylı bilgilerin olmaması kadın bestekârlarımızın isimlerinin tespitinde dahi güçlük yaratmaktadır . 
    Osmanlı Döneminden bu yana yetişmiş bir avuç kadın bestekârımızın musiki tarihimizde nelere imza attıklarını gördük . 
    Bir sonraki bölümde , musikimize hizmet etmiş Ermeni Bestekârlarla ilgili yazımızda buluşmak üzere… 
    Birgül Çetin 
    Devamı.. »
  • Osmanlı Sarayı'nda sürekli piyano çalınıyordu.

    Osmanlı Sarayı'nda sürekli piyano çalınıyordu.

    Öyle ki Osmanlı Padişahı Abdülhamid'den, 5. Murat'a kadar birçok padişah piyano çalmayı biliyor hatta beste yapıyordu.

    Abdülhamid’den başlayalım.

    Osmanlı Sultanı II.Abdülhamid, çocukluğunda Paul Dussap’tan musıkî, Guatelli’den piyano dersleri almıştı.

    Hatta Abdülhamid şöyle der: “Musıkîyi hem severim, hem de anlarım. Güzel nota bilirim. Oldukça iyi piyano ve biraz keman çalarım.” Öyle ki piyanoya olan merakı nedeniyle elektrikli piyanoyu saraya getirdi.

    Bunun yanı sıra Abdülhamid, 17 çocuğunun tamamına mükemmel müzik eğitimi aldırmış, çocuklarında Şadiye Sultan piyanist, Ayşe Sultan ise piyanist, arpist,viyolenselist ve kompozitör olmuştur.

    Osmanlı Sultanı Sultan Abdülaziz de piyano çalan, Batı dans formlarında mütevazı besteler yapan İtalyan asıllı Callisto Guatelli Paşa’dan da müzik dersleri alırdı.

    Abdülaziz, Klasik Batı Müziği bestesi yapan ilk padişahtır.

    Piyano, lavta ve ney çalmıştır. Sultan Abdülaziz 1867’de Kraliçe Viktorya’nın davetlisi olarak Londra’yı ziyaret ettiği zaman Kraliçe’nin askeri bandoları Padişah’ı kendi bestesi olan La Gondole Barcarolle’u çalarak karşıladılar.

    Yani Abdülaziz piyano çalmanın yanında bestelerde yapan bir Osmanlı padişahıydı.

     

    Devamı.. »
RSS