Güneş Yakartepe Kimdir, Sözlük ve Piyano
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Çello Piyano HİCAZ PEŞREVİ Refik Fersan Peşrevler Semaisi Yaylı Klasik Makam Piyanist Klasik Saz Es

Özel Video

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

Enstrümantel Türk Müziklerini Piyano Tuş ve Çello Sesleri ile Dinlediniz mi?. Şarkılarımızı Çok Sesli (Polifoni) Form ile Acaba Sevecek misiniz?
Piyanist Güneş Yakartepe, " Hicaz Peşrevi Refik Fersan " Eserini Piyano Notalarını yazdı, Polifonik Şekil ile Piyano çaldı ve Viyolansel ona Eşlik Etti.
TÜRK MÜZİĞİ SAZLARI ile Enstrümantal Türk Sanat Müsikileri Solo Piyano Serisi: 2
Çok sevilen Musikilerimizi Piyano - Çello ile Dinleyince Umarım Güzel Bulursunuz, Umarım Hoşunuza Gider. Sevgi ve Saygılar..
Yorumlarınızı ve Eleştirilerinizi bekliyorum..
REFİK FERSAN
Refik Şemseddi Fersan 1893 yılında, İstanbul’da Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Siyavuş soyundan “Duyun-i Müteferrika Kalemi” müdürü, musikişinas ve bestekar hafız Mehmed Şemseddin Bey, annesi Makbule Hanım’dır. Mehmed Şemseddin Bey’in sesi güzeldi. Bir musiki aleti kullanmak ailenin gelenekleri arasındaydı. 1895 yılında babası öldüğünde Refik Fersan iki yaşındaydı. Ailece büyük teyzesinin oğlu olan
“Mabeyinci” Faik Bey’in Bebek’tekii Hekimbaşı Behçet Efendi yalısına taşındılar. Bu yalıda haftanın belli günlerinde Tanburi Cemil Bey, Leon Hancıyan, Enderuni Hafız Hüsnü, Lavtacı Andon, Rahmi Bey, Lemi Adlı, Udi ve Kanunu Hasan, Neyzen Aziz Dede, Neyzen Hakkı Dede, Yeniköylü Hasan Efendi ve Yılanlı Yalı’nın sahiplerinden Hacı Muhip Remzi Bey’in oğlu Kanunu Mahmud Bey gibi sanatkarlar yetenekli kalfa ve cariyelere derse gelirler, muhteşem fasıllar yaparlardı. Çoğu kez geceleri yalıda kalırlardı. İşte Refik Fersan böyle bir ortamda Türk Musikisi ile ilişki kurarak bu sanata deruni bir bağla bağlandı. Ailesinin musikiye düşkünlüğü, kendisinin de olağanüstü hevesi ile başlangıçta ud çalmaya çalıştı. Bir süre sonra tanburda karar etti. Böylece on iki yaşında ve 1904 yılında Tanburi Cemil Bey’den ders almaya başladı. Bu dersler beş yıl sürmüştür. O yılları Mesud Cemil şu satırlarla anlatıyor: “…Tanburi Refik Fersan, ben bahçede oynayan bir çocukken o bıyıkları terlemiş bir delikanlı idi. Koyuca renkli şilik fesi, altın kösteklerle süslenmiş fantezi yeleği, mirden dikilmiş gayet zarif kostümü ve on adım geriden tanburunu taşıyan uşağı ile Sinekli bakkal’daki eve derse gelirdi.” Bu sıralarda bir yandan tanbur dersleri alırken bir yandan da Leon Hancıyan’dan usul dersleri alıyordu.Öğrenim hayatına Galatasaray Sultanisi’nde “nehari” olarak başladı. Oku 1905 yılında yanınca Beylerbeyi’nde bir kışlaya taşınmıştı. Evine çok uzak olduğu için, bu okuldan ayrılarak yakındaki Robert Kolej’e devam etti. Galatasaray Lisesi 1908’de onarılıp hizmete açılınca yeniden bu okula devam ederek 1909’da mezun oldu. O yıllarda burada öğretmen olan Tevfik Fikret ile Papadolos ve Ahmed Rasim Bey’den özel dersler aldı. Böylece Fransızca ve edebiyat öğrendi; biraz da İngilizce bilirdi.1909 yılında ailece Mısır’a gittiler; 1911 yılında Mısır’dan dönünceye kadar musiki derslerine ara verilmiş oldu. Dönüşünden sonra çalışmalarına hız verdi. 1913 yılında Faik Bey’in kızı Fahire Fersan’la evlendi. Aynı sıralarda İsviçre’ye gidecekleri için düğünleri Cenevre’de yapıldı. Bu ülkede kimya öğrenimine başladı ise de tamamlayamadı. Orada bulunduğu yıllarda Batı Musikisini tanımaya çalıştı. Tanburunu da ihmal etmiyor, ara vermeden çalıyordu. 1917’de İstanbul’a dönüşünden sonra, Ziya Paşa’nın başkanlığı döneminde “Darülelhan Encümen” üyelerinde Rauf Yekta Bey, Ahmed Irsoy, İsmail Hakkı Bey ve şehzade Ziyaeddin Efendi’nin huzurunda parlak bir sınavla Darülelhan’a girdi. Bu sınav sırasında yirmi dört yaşında olan Refik Fersan’a şehzade Ziyaeddin Efendi, başarısını kutlamak amacı ile çok kıymetli altın saatini hediye etmişti. Böylece “tanbur muallimi” olarak öğretim üyeleri arasına katılmış oldu.
1918 yılında askerlik hizmetini yapmak üzere yine başarılı bir sınavla “Muzika-i Humayun”un Türk Musikisi dalına “muallim muavini” olarak yüzbaşı rütbesiyle tayin oldu. Halbuki o zaman kadar bu tayin ancak Endurun’dan yetişenler arasında yaılabilirdi. Aynı tarihlerde İsmail Hakkı Bey’in yönetiminde geliri “Malul Gaziler Cemiyeti”ne verilmek üzere ilk konserini verdi. Muzika-i Humayun’da Veli Kanık, Zati Arca ve Zeki Üngör’ün bulunduğu bir jüri önünde başka bir sınav vererek Türk Musikisi bölümünün şefliğine getirildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra, saraydaki musiki kadroları 1924 yılında Ankara’ya nakledilince “Cumhurbaşkanlığı Fasıl Heyeti" şefi oldu;1Çello Piyano HİCAZ PEŞREVİ Refik Fersan Peşrevler Semaisi Yaylı Klasik Makam Piyanist Klasik Saz eserleri Viyolansel Yaylı Sazları KEMAN TÜRK MÜZİĞİ SAZLARI Enstrumantal Saz Eseri Fon Müzikleri Karaoke Ezgi Slow Sözsüz Melodi Ezgisel Melodik Melodisel Sazı Osmanlı eski Notalar Anasayfa Dernekler Etkinlikler Videolar Basında Duyurular İletişim Müzik Bilgileri Fasıllar Besteciler Makamlar Müzik Teorisi Türk Müziği Makaleler Dış Duyurular Türk Müziği ses eğitimi alan öğrenci beste Fasıl Faslı faz derleme derlenmiş bilgilere Klasik

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS