Güneş Yakartepe Kimdir, Sözlük ve Piyano
Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Genç Piyanist Bendir Ey Rahmeti Bol Padişah İlahiler Tesettür Eşarp Gelinlik Mezhepler Dini Hikayele

Özel Video

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

URL

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Sorry, only registred users can create playlists.
URL



Açıklama

Türk Tasavvuf Müziklerini Piyano Tuşları ile Dinlediniz mi?. İlahilerimizi Çok Sesli (Polifonik) Form ile Acaba Sevecek misiniz?
Piyanist Güneş Yakartepe, " Ey Rahmeti Bol Padişah" İlahisini Piyano Notalarını yazdı, Polifonik Şekil ile Piyano çaldı ve Söyledi. Bendir Ona ritim ile Eşlik etti.
Türk Müsikileri Sazları ile Düet ; Piyano Bendir Serisi: 5
Çok sevilen Musikilerimizi Piyano ve Bendir ile Dinleyince Umarım Güzel Bulursunuz, Umarım Hoşunuza Gider.
Yorumlarınızı ve Eleştirilerinizi bekliyorum. Sevgi ve Saygılar...
Ey rahmeti bol padişah
Cürmüm ile geldim sana
Ben eyledim hadsiz günah
Cürmüm ile geldim sana

Hadden tecavüz eyledim
Günah deryasın boyladım
Malum sana ben neyledim
Cürmüm ile geldim sana

Utanmadım hiçbir zaman
Ettim günah gizli ayân,
Vurma yüzüme el-amân
Cürmüm ile geldim sana

Aslım bir damlacık meni
Halk eyledin ondan beni
Seviyorum rabbim seni
Cürmüm ile geldim sana

Gerçi çoktur fıskı fücûr
Sayılmaz bendeki kusur
Fakat senin adın gafur
Cürmüm ile geldim sana

Günahımla dolar cihan
Sana ayân zâhir nihan
Boldur sende elbet ihsan
Cürmüm ile geldim sana

Adın senin gaffâr iken
Ayıp örten Settar iken
Kime gidem sen vâr iken
Cürmüm ile geldim sana

Ahmed Kuddûsî, Hicaz’dan Bor’a döndükten sonra, birçok din düşmanının düşmanlıkları sebebiyle, onüç yıl kadar evinde inzivâ hayatı yaşadı. Bu arada, birgün Cum’a vaktinden önce bir tanıdığı, misâfir olarak onun evine geldi. Cum’a vakti yaklaştığı hâlde Ahmed Kuddûsî hiçbir acelecilik göstermedi. O zât Cum’a’ya gitmek için izin istedi. Ahmed Kuddûsî; “Biraz daha beklesen iyi olacaktı. Namazdan sonra seni beklerim” buyurarak misâfirini uğurladı. Cum’a’dan sonra biraz gecikerek gelen misâfir zât, yemekle beraber taze hurma ve o mevsimde Bor’da olmayan taze sebzeler ikram edilince, çok şaşırdı ve; “Efendim, hurma ve sebzeler buranın olamaz. Siz Cum’ayı nerede kıldınız?” diye sorunca, Kuddûsî hazretleri; “Evlâdım söz dinleyip, biraz daha beklesen, ihlâsının karşılığını görecek, bizimle birlikte sen de Cum’a’yı Kâ’be-i muazzamada kılacaktın” buyurdu.

O devrin ileri gelenlerinden makam sahibi biri, bir sohbette; “Zamanımızın büyük velîsi kim ise onunla görüşmek istiyorum” diye yakınlarına bildirir. Bunun üzerine orada Kuddusi hazretlerini tanıyan biri; “Zamanımızın büyük velîsi Ahmed Kuddûsî’dir” deyince, kendisini İstanbul’a da’vet ederler. Ahmed Kuddûsî, İstanbul’a gelip huzûra girince, orada bulunan kimseler, onun taşralı kıyâfeti ile huzûra girmesini pek beğenmeyip, ona yukardan bakıcı bir tavır takındılar. Ahmed Kuddusi sohbet sırasında hiç konuşmayınca, o makam sahibi kimse; “Şeyh efendi! Siz de bir beyân buyursanız” deyince; “Efendim! Bendeniz ilmi olmayan bir kişiyim. Huzûrunuzda konuşmaya haya ederim. Ancak emrinize uyarak başımdan geçen bir hâdiseyi anlatayım” diyerek şu hikâyeyi anlattı: “Birgün bendeniz Sarayburnu’nda sahil boyunca gezerken, çok güzel bir hanım sandala bindi. Gönlümü cezbeden bu güzelin peşinden başka bir sandala binerek, onu ta’kip ettim. Üsküdar iskelesinde karaya çıkıp, falan sokaktaki büyük bahçeli konağa giren bu hanımı bir daha göremedimse de asla unutmadım. Gönlüm onun hicranı ile rahatsızdır efendim.” O makam sahibi kimse, bu hikâyeyi duyar duymaz, yanında bulunanların hepsini dışarı çıkararak, Ahmed Kuddûsî’ye; “Efendi, anlattığınız benim hâlen içinde yaşadığım elemli hâlimin ifadesiydi. Şu anda ise o dertten kurtuldum. O hanım gönlümden silindi” dedi. Sonra Kuddûsî hazretlerine görülmemiş ihsânda bulundu.

Yine birgün sultan, huzûrunda bulunanlara; “Şu avucumda gizlediğim şeyi tahmin etmenizi istiyorum” dedi. Herkes birşey söylemişse de kimse bilememiştir. Bir köşede oturan Ahmed Kuddûsî’ye; “Siz de bir tahminde bulunun” dediler. Ahmed Kuddûsî de; “Yedi iklim ve yedi deryayı gezdim. Bir balığı, yavrusunu arar gördüm” dedi. Meğerse pâdişâhın avucunda küçük bir balık varmış. Bunun üzerine Ahmed Kuddûsî’ye ta” zim ve ikramda bulunularak, sarayda kalması teklif edildi. Fakat o; “Ben âciz bir kulum, burada kalsam dünyâ imtihanından berât edemem” buyurdu ve kalmayı kabûl etmedi.
Genç Piyanist Bendir Ey Rahmeti Bol Padişah İlahiler Tesettür Eşarp Gelinlik Mezhepler Dini Hikayeler Diğer Dinler Kuranı Hac Umre Zekat Fitre Sadaka Kerim Hadisler Dualar Veda Hutbesi Rahmet Yağmur Melek Cinler Şeytan İLAHİSİ İlahiler Kıyamet Kaza Kader Hz.Muhammed Piyano Mübarek Gün Geceler Osmanlı Devleti Sultanı Sultanları Padişahları Seçtiğimiz Siteler DİĞER KONULAR Bebek İsimleri Sözlüğü Hayatı Niçin Müslüman Oldular Namaz Vakitleri İlahiler İslam Evlilik Güncel Meseleler Yaşanmış Olaylar İslam Öncesi Sohbet Vokal Sözlü Şan Şiiri Ahmet Kuddusi Kudusi Kuddüsi Antoloji Fan Yayıncılık Şiir Dergi CD DVD Çocuk Kitap Müzik Türk Düet

Bir süre İstanbul’da kalan AhmetKudûsî, Bor’a döndü. Bor’da iken birgün sultan, Bor’a iki me’mûr gönderip, onun durumunu öğrenmek istedi. Gelen me’mûrlar onu bahçesini bellerken buldular. Ahmed Kuddûsî hazretleri

Fazlasını Göster

Yorum Yazın

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
RSS